İspanya’da 87 yaşındaki Maricarmen Abascal’ın 70 yıldır yaşadığı evden zorla tahliye edilmesinin ardından patlak veren ve on binlerin katıldığı eylemler, ülkedeki konut krizini bir kez daha gözler önüne serdi. Eylemlerin ardından Abascal evine dönerken, Bakanlar Kurulu 2030 yılına kadar evden çıkarmaları yasaklayan kapsamlı bir yasa tasarısını kabul etti.
İspanya’da 87 yaşındaki Maricarmen Abascal’ın başkent Madrid’de 70 yıldır kaldığı evin kirasına yapılan fahiş zammı karşılayamaması üzerine mahkeme kararı ve polis zoruyla 23 Eylül’de evinden çıkarılmasının ardından başlayan eylemler, ara vermeden devam ediyor.
Madrid Kiracılar Sendikası’na göre evin sahibinin değişmesinin ardından aylık yaklaşık 500 euro olan kiranın 2 bin 650 Euroya çıkarılması istendi. Bu rakam daha sonra bin 650 euroya düşürüldü. Süreci durdurmak için yapılan çeşitli girişimlerin ardından Maricarmen evden tahliye edildi ve daha sonra hastaneye kaldırıldı. Barınma hakkı gasbı anlamına gelen bu olay, kısa sürede Madrid’in dışına da yayılan ve on binlerce insanın katıldığı protestolara yol açtı.
Kiracılar Sendikaları Konfederasyonu’nun çağrısıyla 26 Eylül’de Madrid’de düzenlenen eylemin ardından yaklaşık 100 çadırla kent merkezindeki en turistik ve işlek noktalardan Sol Meydanında kamp kuruldu.
Madrid Kiracılar Birliği Sözcüsü Valeria Racu, gazetecilere yaptığı açıklamada protestoların süreceğini söyledi, “Spekülasyona ve konut ticaretine son vermediğimiz sürece protestoların kıvılcımı söndürülmeyecek” dedi. Hükümete çağrıda bulunan Racu, “Kabine hangi tarafta olduğunu göstermek zorunda: Halkın yanında mı, yoksa yatırımcıların ve spekülatörlerin yanında mı” diye konuştu. Racu, süresiz kira sözleşmelerinin “başlangıç noktası” olması gerektiğini söyledi.
Öte yandan tepkilerin ardından Abascal’ın yeniden evine dönmesini sağlayacak bir anlaşmaya varıldığı açıklandı. Avukatı Beatriz Duro, yeni sözleşmeyle Abascal’ın önceki seviyeye yakın bir kira ödeyeceğini ve büyük bir artışın önüne geçileceğini söyledi.

İŞÇİLER TAHLİYELERDE YER ALMAYI REDDETTİ
Zorla tahliyelerin gerçekleştirilmesinde görev alan işçiler de bu sürecin parçası olmayı reddetti. Madrid Belediyesinin acil sosyal hizmet birimi Samur Social’da çalışan işçiler, kiracıların zorla tahliye edilmesine katılmayacaklarını açıkladı.
Samur Social işçi komitesinin açıklamasında, yaşananların münferit vakalar olmadığı, konutu metalaştıran politikaların sonucu olduğu belirtildi. Samur Social çalışanlarının bu politikaların “yaması” olmadığı vurgulanan açıklamada, barınma hakkının ihlal edilmesini örtbas eden uygulamaların parçası olmayacakları ifade edildi. İşçiler, “Bir süre önce itfaiyecilerin yaptığı gibi, tahliyelere katılmak istemedik, çünkü belediye tarafından bir araç olarak kullanılmak istemiyoruz” dedi.
Kitlesel protestoların ardından Bakanlar Kurulu, 2030 yılına kadar evden çıkarmaları yasaklayan ve mevcut kira sözleşmelerinin otomatik olarak uzatılmasını öngören kapsamlı bir yasa tasarısını kabul etti. Ancak bu yeni düzenlemenin yürürlüğe girmesi için Meclis’ten geçmesi gerekiyor.
SANCHEZ, KARARNAMENİN ÇIKARILMASINI UMUYOR
Başbakan Pedro Sanchez, partisinin düzenlediği mitingde yaptığı konuşmada, kiracıların ve ipotek mağdurlarının evlerinden çıkarılmasını engelleyecek ve konut krizine bazı çözümler içeren kararnameyi yayımlayacaklarını söyledi.
Sanchez, “Konut kararnamesini çıkarabilmek için zamana karşı yarışıyoruz. Tekerleğe çomak sokmaktan başka bir şey yapmadılar” diye eleştirdiği muhalefetteki sağ partilerden konut kriziyle ilgili tasarılara Mecliste ret oyu verdikten sonra bu kez destek olmalarını istedi.
İspanya’nın gösterilerde sembol haline gelen Sol Meydanında son olarak 15 Mayıs 2011’de, kendilerine “Öfkeliler” adını veren toplumsal hareket, polis alanı boşaltana dek haftalarca süren kitlesel çadır eylemi gerçekleştirmişti. Yüksek kira artışları ve ev sahibi olmanın her geçen yıl daha da zorlaştığı İspanya’da son 2-3 yıldır yapılan tüm anketlerde konut krizi, İspanyolların çözüm beklediği sorunların başında geliyor.
İSPANYA’DA KONUT FİYATLARI NE KADAR ARTTI?
Konut satış fiyatları şu anda çift haneli oranlarda artıyor. İspanya Ulusal İstatistik Enstitüsü’nün (INE) Konut Fiyat Endeksi, 2026’nın ikinci çeyreğinde yıllık yüzde 12,2’lik artış kaydetti. İspanya’daki konut piyasasının büyük bölümünü oluşturan ikinci el konutların fiyatları yüzde 12,9 artarken yeni konutlarda artış yüzde 7,4 oldu. Bir önceki çeyreğe kıyasla fiyatlar yüzde 3,4 daha yükseldi.
Sorun yalnızca ev satın almak isteyenleri etkilemiyor. Idealista verilerine göre ilanlardaki ortalama kira Ağustos 2026’da metrekare başına 15,1 euroya ulaştı. Bu, bir önceki yıla göre yüzde 5,8’lik artış anlamına geliyor. Üstelik bu yükseliş, son yıllarda kaydedilen artışların üzerine ekleniyor. Sonuç olarak konut maliyetleri, özellikle kiracılar açısından birçok hanenin gelirinin büyük bölümünü tüketiyor.
INE verilerine göre 2024’te piyasa fiyatlarından ev kiralayanların yüzde 28,1’i, harcanabilir gelirlerinin yüzde 40’ından fazlasını konut masraflarına ayırıyordu. Avrupa Birliği ortalaması ise yüzde 19,2’ydi. Dolayısıyla konuta erişim sorunu yalnızca evlerin daha pahalı hale gelmesinden ibaret değil. Kiracıların önemli bir bölümü için bir konutta yaşamaya devam edebilmek, gelirlerinin çok büyük bir kısmını harcamaları anlamına geliyor.
KONUT FİYATLARI VE KİRALAR NEDEN BU KADAR YÜKSELDİ?
Uzmanlara göre mevcut durumun arkasında temel bir arz-talep dengesizliği bulunuyor. İnsanların en fazla yaşamak istediği veya yaşamak zorunda olduğu bölgelerde talebi karşılayacak kadar konut inşa edilmiyor. İspanya’nın nüfusu ve yeni hane sayısı artmaya devam ederken konut inşaatı, finans krizinden önceki seviyelerin oldukça altında kalıyor.
İSPANYA NEDEN DAHA FAZLA KONUT İNŞA ETMİYOR?
İspanya, 2008 öncesinde ucuz kredilerle beslenen devasa bir inşaat patlaması yaşadı. Balonun patlaması çok sayıda müteahhitlik şirketinin ortadan kalkmasına, bankacılık sisteminde sorunlara ve inşaat faaliyetlerinin çökmesine yol açtı. İspanya Merkez Bankası, yeni konut üretiminin geçmişteki yükseliş dönemlerine kıyasla çok daha sınırlı kaldığını ve arz açığının belirli bölgelerde yoğunlaştığını belirtiyor.
Tüketici İşleri Bakanlığı’nın İspanya Ulusal Araştırma Konseyi (CSIC) ile hazırladığı bir rapora göre, düzenli olarak kiraya verilen konutların yalnızca yüzde 39’u kiraya verdiği tek bir konuta sahip kişilere ait. Geri kalan yüzde 61 ise kiraya verilen iki veya daha fazla konuta sahip bireysel ev sahipleri, şirketler ve fonlar dahil tüzel kişiler ile kamu kurumlarının elinde bulunuyor.
Hane sayısı mevcut konut stokundan daha hızlı arttığında evler için rekabet de artıyor. Bu durum özellikle Madrid gibi büyük istihdam merkezlerinde belirgin. Yeni sakinler, çalışanlar, öğrenciler, aileler ve aile evinden ayrılmak isteyen gençler sınırlı konut arzı için birbirleriyle rekabet ediyor.
SOSYAL KONUT AÇIĞI
İspanya’daki konut piyasasının bir başka önemli özelliği de sosyal kiralık konut stokunun diğer Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında son derece küçük olması. Avrupa Komisyonu’na göre sosyal amaçlarla ayrılmış konutlar İspanya’daki toplam konut stokunun yaklaşık yüzde 1,5 ila yüzde 1,7’sini oluşturuyor. Avrupa Birliği ortalaması ise yüzde 6 ila yüzde 7 arasında.
Bu durum düşük ve orta gelirli hanelerin daha büyük bir bölümünün doğrudan özel konut piyasasına bağımlı olması anlamına geliyor.
Maricarmen’in tahliyesi, konut krizinin başka bir boyutunu da gündeme taşıdı: Barınma güvencesizliği yalnızca ev arayanları veya aile evinden ayrılmaya çalışanları değil, yaşadıkları konutun mülkiyeti ya da kira sözleşmelerinin koşulları değiştiğinde onlarca yıldır aynı evde kiracı olarak yaşayan insanları da etkileyebiliyor.
İspanya Yargı Genel Konseyi verilerine göre 2025’te 24 bin 540 tahliye gerçekleştirildi. Bunların 18 bin 317’si, yani yaklaşık yüzde 75’i, kira ilişkilerinden kaynaklanan işlemler kapsamında gerçekleşti. Madrid’de aynı yıl 2 bin 267 tahliye kaydedildi.












