İsveç’te tanınmış şahsiyetler: Kürtlere karşı savaşa destek vermeyin!

İsveç’in öngörülemez ve tehlikeli bir ortamda seçime gittiğine dikkat çekilen açıklamada, ”Hükümet seçimden önce uygulanmış olan kanunlar ve prensipleri sürdüreceğini teyit etmelidir” denilerek, Kürtlere karşı savaşa hiçbir destek verilmemesi istendi.

İsveç’in en çok okunan gazetesi Aftonbladet, İsveç’in tanınmış şahsiyetlerinin kaleme aldığı çağrıyı yayınladı. “Seçimden önce İsveçli Kürt seçmenlere net bir mesaj verin” diyen tartışmacılar, Türk devletinin İsveç’te yaşayan Kürtlerin iadesi talebinin kabul etmemesini ve  Türkiye ile silah ticaretini olanaklı kılmaktan uzak durulmasını istedi.

Aralarında Eski Göçmen İşleri Bakanı ve İsveç’in Eski BM Temsilcisi Pierre Schori, Avrupa Konseyi Eski İnsan Hakları Komiseri ve yazar Thomas Hammarberg, Teolog K. G Hammar’ın da olduğu “İsveç’teki Kürtleri Türkiye’nin hapishanelerine teslim etmeyin” başlıklı çağrı şöyle:

”Kürtlere karşı Suriye’de savaş yürütülmesine hiçbir destek vermeyin!

İsveç Hükümeti’nin Ankara rejimi ile müzakerelerinin bir sonucu olarak, Kürtler hem İsveç’te ve hem de Türkiye’de derin bir huzursuzluğa kapılmışlardır.

Bilinmeyen bir nedenden dolayı, NATO liderliği, İsveç ve Finlandiya’nın bu askeri ittifaka üye olabilmelerinin şartlarının, kendileri tarafından Türkiye ile müzakere edilmesini kararlaştırdı.

Türk rejimi bu durumu istismar ederek NATO’nun formel yetki alanı dışında bulunan ve ayrıca insan hakları prensiplerine de aykırı olan tedbirler alınmasını talep etti. Bu taleplerden bir tanesi, rejimin terörist olduklarını iddia ettiği Kürtleri iade/teslim etmesiydi. İade edilmesi istenenler arasında İsveç vatandaşları ve çok açık biçimde siyasi iltica hakkına sahip olan mülteciler de mevcuttu. Bunların birçoğu Türkiye’de mevcut politik baskılardan kaçmış insanlardır.

Böyle bir talep ile iade edilecek olanlar çok büyük bir ihtimal ile keyfiyete dayalı bir yargı süreci sonunda uzun süreli hapis cezası ile cezalandırılacaklardır. Bu durum, rejime karşı eleştiri yapmış olan bir dizi insanın karşılaşmış olduğu bir gerçektir. Şu anda Türkiye’de barışçıl muhalefet faliyeti bile terörizm olarak adlandırılmaktadır. İsveç tarafından Türk rejiminin taleplerine verilen cevap, İsveç vatandaşlarının iade/teslim edilmeyecekleri biçiminde olmuştur. Bu cevap doğal olarak söylenmesi gerekendir, ancak yeterli değildir. İsimleri verilerek işaret edilenler arasında oturma izinleri olup henüz İsveç vatandaşı olamamış kişiler de mevcuttur.

Türkiye bu mutabakattan, İsveç’in Kürtleri çok rahatlık ile Türk ’adaletine’ teslim edebileceğini anlamış. Bu alabildiğine üzücü bir durumdur ve ülkemizde yaşayan Kürtler arasında sağlam temellere dayalı bir endişe ve huzursuzluk yaratmıştır.

Ankara rejimi aynı zamanda İsveç’in Türkiye’nin askeri gücü ile silah ticaretini başlatmasını talep etmiştir. Bu talep çok açık olarak Devlet Başkanı Erdoğan’ın Suriye’de Kürtleri egemen oldukları bölgeyi işgal etme planları ile bağlatılıdır.

Bu plandan amaçlanan, Kürtlerin egemenliğindeki örgüt olan PYD ve onun savunma gücü YPG’yi ezmektir. Sözkonusu Kürt hareketi daha önce İsveç’ten manevi ve ABD’den askeri destek almıştır. Bu destek, onların terör örgütü IŞİD/DAEŞ e karşı vermiş oldukları kahramanca ve efektiv direnişleri nedeniyle gerçekleşmiştir. İsveç şu anda Türkiye ile yapmış olduğu anlaşmaya dayanarak bizlerin PYD/YPG ile dayanışmamızı yasaklamak istemektedir. Bu saldırı savaşına destek verilmesi hakkındaki Türk talebi, herhangi bir biçimde NATO’nun yetki sınırları içinde bile yer almamaktadır.

Çok açıktır ki Türk müzakerecileri İsveç’in vermiş olduğu sözleri anlamından uzak algılamışlardır. Ancak, açıktır ki bizim heyetimiz Türk heyeti ile müzakerelerinde (görüşmelerinde) aşırı ve üzücü tavizler vermişlerdir. Bu durumu, Haziran ayında Madrid’de yapılan NATO zirvesinde resmi olarak yayınlanmış olan ”mutabakat metni” de ortaya koymaktadır.

İsveç, 11 Eylül’de öngörülemez ve tehlikeli bir ortamda seçime gitmektedir. On binlerce İsveç Kürt’ü, İsveç’te sahip oldukları demokratik haklarını sandıkta kullanacaklardır. Sözkonusu İsveç, Kürt seçmenlerinin birçoğu doğal olarak aşağıda belirtilen sorunlar hakkında İsveç’in tutumu ile ilgili net bir cevap beklemektedirler.

·Hükümet seçimden önce makul bir süre içinde İsveç’in daha önce uygulanmış olan kanunlar ve prensiplerin sürdürüleceğini teyit etmelidir ve Türkiye ile yapılmış olan anlaşma, bugüne kadar geçerli olan uygulamayı değiştirmemelidir. Bundan dolayı, Türk tarafınca isimleri ile belirtilmiş olan Kürtlerin iade edilmesi talebi kabul edilmemelidir.

·İsveç aynı zamanda Irak’ta Kürtlere karşı yürütülen ve devam eden savaş ve Suriye’nin kuzeyinde de Kürtlere karşı yürütülmesi planlanan ileri düzeydeki işgal hazırlıklarını dikkate alarak, Türkiye ile silah ticaretini olanaklı kılmaktan uzak durmalıdır.”

ÇAĞRIYI İMZALAYANLAR

Kurdo Baksi, Gazeteci-Yazar

Selma Brodrej, Gazeteci

Göran Greider, Yazar, Dala-Demokraten Gazetesi Şef Redaktörü

Thomas Hammarberg, Yazar, Avrupa Konseyi Eski İnsan Hakları Komiseri

K G Hammar, Teolog (Din Alimi), Eski Baş Rahip (Piskopos)

Keya Izol, İsveç Kürdistan Dernekleri Federasyonu Eski Başkanı

Helle Klein, Rahibe ve Dagens Arbete Gazetesi Şef Redaktörü

Pierre Schori, Eski Göçmen İşleri Bakanı, İsveç’in Eski BM Temsilcisi

Omar Sheikmous, Ortadoğu Araştırmaları Uzmanı Siyaset Bilimci

Vildan Saim Tanrikulu, İsveç Kürdistan Dernekleri Federasyonu Eski Başkanı

Isa Turan, İnsan Hakları Aktivisti

Anders Wijkman, Yazar, Kanaat Önderi

(ANF)

ilgiliiçerikler

No Cavontent Available
Sonraki yazı

Özgür ANA HABER

Okumak için tıklayınız