12 Haziran 2026 Cuma - 13:08
DÖKÜMANLAR
Video Haberler
Haber Gönder
AVEG-KON
  • Languages
    • Deutsch
    • English
    • Français
Banner 2023 - copy
Banner 2023
  •  
  • GÜNCEL
  • EMEK
  • LGBTI+
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • EKOLOJİ
  • KÜLTÜR-SANAT
  • DÜNYA
  • AÇIKLAMALAR
  • SEÇTİKLERİMİZ
  • TÜM HABERLER
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  •  
  • GÜNCEL
  • EMEK
  • LGBTI+
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • EKOLOJİ
  • KÜLTÜR-SANAT
  • DÜNYA
  • AÇIKLAMALAR
  • SEÇTİKLERİMİZ
  • TÜM HABERLER
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
AVEG-KON
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
Haber Gönder

Çınar Köknar yazdı: İdeali kuşanmak

19 Mayıs 2020 Salı- 14:43
Çınar Köknar yazdı: İdeali kuşanmak
PaylaşTwitWhatsapp

Ütopya ‘olmayan yer’di. Marks ile ütopya mekan kazandı. Orası bütün yeryüzüydü. Nasıl inşa edileceğini de Marks bilimsel temellere dayalı teorisiyle ortaya koydu. Varılacak, kurulacak, inşa edilecek yerin alınlığında “komünizm” yazıyordu ve ezilen insanlığın zafer taklarıyla çerçevelenmişti. İnsanlığın aşılamayan ufku olarak o ideali kuşananlar geri dönmeyi, tereddüt etmeyi, yaşam ölçülerini düzeniçileştirmeyi reddedenlere ne mutlu.

Thomas More’un gençliği manastırda geçti. Oranın yarı komünal yaşam tarzından o kadar etkilendi ki “Ütopya”sında bir tür manastır hayatı tasvir etti. Esneklikleri ve ilkeleri iç içeydi ve ikincisi uğruna ölüm kapısını çaldı. VIII. Henry’nin eşini boşayabilmesi için ülkenin dinini değiştirmesine prensip olarak karşı çıkmıştı.

“Ütopya” kadim bir arayış. Sınıflı toplum düzenleri boyunca pek çok örneği var. Dinlerde de komünal yaşamı savunan gruplar oldu. Yahudilikte ‘Esseniler’ bunlardandır ve İsa’nın da ilkin o cemaatte olduğu düşünülür. Kimi Hristiyan mezheplerinde ütopya arayışı hep oldu. İslam’da, kimi iktidar dışı yapılanmalar bunun için çabaladı. Hatta “zenc” hareketi olarak çölün ortasında komünal bir devlet kurdular ve uzun süre yaşattılar.

Avrupa’daki ütopya arayışlarında manastırlardan çıkan ve Paraguay’da bu hayali hakikat kılmaya çalışan Cizvitler, Boston’da aynı amaçla yol alan Püritenler vardı. Kapitalizm ve sömürgecilik, zamanla bu çabayı kendi çıkarları için istismar etti. Ancak arayış sürdü.

Ütopya arayışı kapitalist yağmaya karşı yer yer nostaljik bir direniş isteğiydi. Ancak bedeli ağır ödenen bir arayıştı. “Güneş Ülkesi”nin yazarı Tommaso Campanella engizisyonda yargılandı, zindanda yıllarını geçirdi, pek çok işkence gördü.

Marksizm dolayımı ile bildiğimiz Owen, Fourrier, S. Simon benzer bedelleri ödemediler ancak onlar da o işaretleri takip etti. Bu isimler kendilerini “sosyalist” sayıyordu ve ilginçtir onları “ütopik sosyalist” olarak niteleyen ve elbette küçümseyen Proudhon’du.

Marks’ta teorik eleştiri olmakla birlikte ütopyacıları küçümseme yoktu. Çünkü o geçmiş bütün birikime yaslanan, onlardan alabileceğini alan dahiyane bir sentezcidir.

Ütopyacılar, pek çok eksikliklerine rağmen birer yeni hayat tasarımıdır. Çoğu kez paranın olmadığı yeni bir toplum tasavvur edilir. Ancak pek çoğunda mesela ‘köleleri’ de vardır. İlk kez Marksizm ile bu anlamda kölelerin-sömürünün bulunmadığı eşit ve özgür bir toplum tasavvuru olarak komünizm, maddi-teorik gerçekleşme imkanlarıyla beraber ortaya kondu.

Ütopya, gelecek tasarımı, özgür bir hayat tasavvuru, hayal gücünü de gerektirir, bir soyutlamadır. İdeal ve dolayısıyla ideali hayata geçirecek yeni insan iç içedir.

Devrimler tarihi ve onun bugünkü takipçileri olan devrimciler, teorik zeminini Marks’ın kurduğu o geleceği inşaya girişti; halihazırdaki mücadele de bunun devamı. Dolayısıyla öznelerin zayıflığı güçlülüğü, azlığı çokluğu bu bahiste nihai değerlendirme ölçüsü değildir ve olamaz.

Nazım’ın ömrünü hesaba çektiği dizelerden birine atıfla, “olduğu safta olmak”, buradan bakan, zamanı ve hayatı buradan okuyan birey için evvela bir büyük saadettir. Devrimci bir hayatı seçmek, bu nedenle o andan itibaren elini kirletmeden, ruhunu yaralamadan bu dünyadan geçip gitmeyi göze almaktır.

“Göze almak”tır çünkü bencilliği insanın etine kemiğine dek işleyen kapitalizme yenilmemek, hayatı büyük yaşamak ama bir o kadar da sade gerçekleştirmek herkesin bir şey olmaya, hatta bir şey olmaya çalıştığı bu düzene zihnen ve kalben karşı koymak, böyle bir bakış açısı gerektirir.

Siyaseten “devrimci olmak” özellikle bu coğrafyada çok kolaydır. Sayısız çelişki ve çatışmadan biri gelir sizi bulur, yüreğinize devre, onurunuza dokunur. Vicdanınızı kanatır ve bir dakika düşünmeden devrimcileri bulur, onlara katılır, bunun asgari gereklerini yerine getirirsiniz.

Devrimciliği yaşam biçimine, hayatın her alanına yaymak, şu fani dünyanın bütün hırslarından kurtulup aklen ve kalben “devrimci olmak” ise pek kolay sayılmaz. Sebat, süreklilik, kesintisiz devrimcilik, her şart altında iyimserlik ister, “bir tas çorba” ister, bir küp altın olsun hiçbir nedenle kapitalizme bulaşık bir hayat yaşamama kararlılığı idealle özdeşleşmeyi gerekli kılar. Söz gelimi “Baranlaşma”yı bu parametreler üzerinden okuduğumuzda karşımıza yeni kapılar açılacaktır. Her birimizin kendimize soracağı yeni sorular da olacaktır bunun yanında.

Birey ve idealin özdeşliği, bireyin hareket halindeki ideale dönüşmesidir. Asgari ölçülerin tutturuluşu bu özdeşliğin tökezlemesi, ayrışması imkansızdır. Mesela, çok bilinen “30 Simurg Anka Masalı”ndaki gibidir zira.

İnsan, stratejik düzeydeki seçimlerini, öncesindeki düşünce ve davranış pratiği ve eğilimi ile bizzat hazırlar. Geriye düşmek, kendine ve düzene dönmek, hatta bazı hallerde karşıtına dönüşmek bu anlamda adım adım inşa edilir. Kaynağında özdeşleşememe vardır.

İdeali kuşanma, onu hayatında, ilişkilerinde ve pratiğinde temsil etme kabiliyetini edinerek geliştirme başarısı, dar zamanlarda daha bir anlamlıdır. Devrimci olmakla ‘eskimiş devrimci olma’nın pek çok zaman baş başa gittiği bir coğrafyada bunu sağlamak, mücadelenin saygınlığını da yüksekte tutmak demektir.

İdeali hakikate dönüştürmek bilinmez geleceğin meselesi değildir. Esasta kolektif ortamla olmak üzerine olanakla bütün ilişki düzlemlerinde ve mekanlarda bu hedef doğrultusunda çalışmak, sonuç almak mümkündür. Aksi durum, ideali idealize etmek biçimindeki, nihayet hareketsizliğe yol açtığı kesin olan mükemmeliyetçilik duvarına çarpmaktır. Oraya pek çok mevzii mücadeleleriyle varılacağı için, her mevzi başarı bir tür zafer hissi yaratacaktır ki bu gayet kıymetli bir kazanımdır.

Ütopya ‘olmayan yer’di. Marks ile ütopya mekan kazandı. Orası bütün yeryüzüydü. Nasıl inşa edileceğini de Marks bilimsel temellere dayalı teorisiyle ortaya koydu. Varılacak, kurulacak, inşa edilecek yerin alınlığında “komünizm” yazıyordu ve ezilen insanlığın zafer taklarıyla çerçevelenmişti. İnsanlığın aşılamayan ufku olarak o ideali kuşananlar geri dönmeyi, tereddüt etmeyi, yaşam ölçülerini düzeniçileştirmeyi reddedenlere ne mutlu.

İlgili İçerikler

Paris’te Eva ve Ahmet’e özgürlük eylemi sürüyor

Paris’te Eva ve Ahmet’e özgürlük eylemi sürüyor

12 Haziran 2026 - 09:08

Fransa’nın başkenti Paris’te gazeteci arkadaşlarımız Eva Maria Michelmann ve Ahmet Polat'ın serbest bırakılması için Suriye Konsolosluğu'nun önünde eylem düzenlendi. Suriye...

Atılım Gazetesi başyazısı: Politik kitle çalışmasını ve antifaşist birleşik mücadeleyi yükseltme görevi

Atılım Gazetesi başyazısı: Politik kitle çalışmasını ve antifaşist birleşik mücadeleyi yükseltme görevi

12 Haziran 2026 - 08:41

Odaklanılması gereken mesele devrimci ve demokratik çalışmanın etkili hale getirilmesinin araçları, yolları, biçimleri ve gerekleridir. Devrimci, demokratik düşünceleri, talepleri ve...

Emperyalistlerin kriz yönetiminde: G-7 Zirvesi – Atılım Avrupa / Perspektif*

Emperyalistlerin kriz yönetiminde: G-7 Zirvesi – Atılım Avrupa / Perspektif*

11 Haziran 2026 - 19:28

Bu yıl emperyalist devletlerin bir araya geldiği G-7 Zirvesi, Fransa’nın ev sahipliğinde 15-17 Haziran 2026 tarihleri arasında Évian kentinde gerçekleştirilecek....

Emperyalist sömürüye karşı kadın grevi – Atılım Avrupa / Sosyalist Kadın*

Emperyalist sömürüye karşı kadın grevi – Atılım Avrupa / Sosyalist Kadın*

11 Haziran 2026 - 19:23

İsviçre’de kadın işçiler erkek işçilerden %17 ile %20 arasında daha düşük ücret alıyorlar . Ancak bazı iş kollarında çalışan ya...

Prosfygika direnişini sahiplenelim – Atılım Avrupa / Avrupa Gündemi*

Prosfygika direnişini sahiplenelim – Atılım Avrupa / Avrupa Gündemi*

11 Haziran 2026 - 19:16

Öz-örgütlenme, özerklik, doğrudan eylem, ortak mülkiyet, sosyal ve politik eşitlik ile kadınların özgürleşmesi temelinde örgütlenen Profsygika, yıkım saldırılarına karşı direniyor....

Daha fazla yükle
Sonraki yazı
‘Denizlerin işlevi ortadan kalkarsa, dünya sıcaklığı yaşamı destekleyemeyecek’

'Denizlerin işlevi ortadan kalkarsa, dünya sıcaklığı yaşamı destekleyemeyecek'

Haber Takvimi

Mayıs 2020
P S Ç P C C P
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
« Nis   Haz »

ÖZGÜR HABER

ÇOK OKUNANLAR

  • Berlin, Hamburg, Stuttgart, Londra ve Viyana’da “Eva ve Ahmet’e özgürlük” eylemleri

    Berlin, Hamburg, Stuttgart, Londra ve Viyana’da “Eva ve Ahmet’e özgürlük” eylemleri

    0 paylaşım
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Emperyalistlerin kriz yönetiminde: G-7 Zirvesi – Atılım Avrupa / Perspektif*

    0 paylaşım
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Atılım Gazetesi başyazısı: Politik kitle çalışmasını ve antifaşist birleşik mücadeleyi yükseltme görevi

    0 paylaşım
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Emperyalist sömürüye karşı kadın grevi – Atılım Avrupa / Sosyalist Kadın*

    0 paylaşım
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Prosfygika direnişini sahiplenelim – Atılım Avrupa / Avrupa Gündemi*

    0 paylaşım
    Paylaş 0 Tweet 0

Okumak için tıklayınız

  • ANASAYFA
  • İLETİŞİM
  • DÖKÜMANLAR
  • DATENSCHUTZERKLÄRUNG
avegkon.com

by©2020D

Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  •  
  • GÜNCEL
  • EMEK
  • LGBTI+
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • EKOLOJİ
  • KÜLTÜR-SANAT
  • DÜNYA
  • AÇIKLAMALAR
  • SEÇTİKLERİMİZ
  • TÜM HABERLER

by©2020D